5 Ocak 2007

Bölüm 35 - Bir Acı Kahve

İzmir’deki günlerim hızla geçiyordu. Evde olduğumda çoğunlukla canım sıkılıyor, yapacak bir şey bulamıyordum. Dışarı çıktığımda ise muhtemelen Buketle birlikte dolaşıyorduk. Her biri kendi içinde değişik ama yine de sıkıcı günlerimin tek bir ortak özelliği vardı. Hepsine ona duyduğum özlem damgasını vuruyordu. O an nerede ya da ne yapıyor olduğum önemli değildi. Çünkü aklım hep onunla meşguldü. Bayram geçmiş, müdürüyle konuşmuştu. Birkaç gün içinde işten çıkabileceğini söylemiş ona. İzmit’e döndüğümde birkaç gün gecikmeli de olsa onu görebilecektim. Onu tanıdığımdan beri ayrı kaldığımız en uzun süreydi. Artık geçen bir gün değil, bir ana bile tahammülüm kalmamıştı. Biz ayrıyken zaman bu kadar yavaş akmamalıydı. Sanki biz birlikteyken hızlı aldığı adımlara güvenircesine, onsuz günlerim hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu. Kendimi hapishanede gibi hissediyordum bazen. Ben onun aşkına mahkûm olmuştum. Hem de müebbet. Hayatımın uç noktaları, uç düşünceler aklımda gidip geliyordu. En önemlisi kendimi sorguluyordum. Onun hakkında hissettiklerimi. Ona olan sevgim beslenen bir ateş gibi büyümeye devam ediyordu. Ateşi tek kontrol edebilen ondan başkası değildi. Öyle anlar oluyordu ki, yüreğim bir anda yangın yerine dönüyordu. Ona kavuşacak olduğumun sevinci, çoktan ondan ayrılınca duyacağım üzüntü tarafından mağlup edilmişti. O yanımda değilken kalbimdeki, kafamdaki O’nu seviyordum. Bazen gerçeğiyle içimdeki ters düşüyordu. İşte o zamanlar çok üzülüyordum. Kendimi ondan uzaklaşmış hissediyordum çünkü. İkimiz de birbirimizi bıraktığımız gibi değildik. Hiçbir zaman olmadık ki. Keşke eski yaşadıklarımıza geri dönebilseydik. Evet, belki çok daha güzel şeyler yaşayacaktık ama eskiye duyduğum hayranlık hiç bitmeyecekti. Yaşarken değerini anlayamadıklarımı, dışarıdan seyirci olarak izleyince ne kadar değerli olduklarını anlıyorum. Gözyaşlarım bile yorulmuştu artık. Onsuz ağlamak bile istemiyordum. Çünkü sıkılmıştım. Onsuz her şeyden sıkıldım. Tek dileğim ondan hiçbir zaman sıkılmamak. Tabi bunun tam tersini de diliyorum. Eğer bir gün benden sıkıldığını söylerse ne yaparım? Sanırım hiçbir şey yapamam, dayanamam. Bir gün gelip de “Demek ki dayanılıyormuş” demek yerine ölmeyi tercih ederim. Geride bıraktığımız yıla o damgasını vurmuştu. Ben bundan sonraki hayatıma damga vurmasını istiyorum. Uyurken başucunda oturup, onu izlemek istiyorum. Dizlerimde uyuyakaldığında hep öyle kalalım istiyorum. Sabah uyandığımızda ona en güzel kahvaltıyı hazırlamak istiyorum. Boncukçudan özenle alıp, ipe tek tek dizdiğim malzemelerden yaptığım kolyeyi taktığında hep beni hatırlamasını istiyorum. Yaz gecelerinde evimizin balkonunda oturup birlikte yıldızları seyredebilmek istiyorum. Ben, onu istiyorum.

1 yorum:

NaKHaR dedi ki...

Tanriya inancim vardir... ne alaka diyeceksin şimdi... eğer ondıan ne istediğini bilirsen ve isterken tum damarlarin istediğin şeyi vucuduna pompalaniyor gibi hissediyorsan o sey senindir...

sende bunu gordum seker...