9 Nisan 2007

Bölüm 47 - Hayat Neşe Dolu

Tek başımayken mutlu olabilmek imkânsızdı artık. Televizyon izlerken, uyurken, yolda yürürken, yemek yerken aklımın uçup gittiği yer hep onun yanıydı. Neden hepimiz çocukluğumuza geri dönmek isteriz? Çünkü en masum, en saf, en bilgisiz halimiz o halimiz. Büyüyüp yeni şeyler öğrendikçe, birçok acıyla karşılaştık. Yaşadığımız acılar bizi büyüttü belki ama sanırım bizi olgunlaştıran en büyük acı bir daha asla o günleri yaşayamayacağımız olsa gerek. İnsan neden hep acı çekmek zorunda? Hep mutlu olduğumuz bir yaşam yok mu? Hayattaki haksızlıklar, mutsuzluklar, acılar bir kenarda öylece dursa ne güzel olurdu. Onunla birlikte bir günü dopdolu yaşayıp, ömrümün sonuna kadar her gün o günü yaşayabilmeyi isterdim. Hayatta hepimiz ayrı bireyleriz ama onunla birlikteyken kendimi çok daha kuvvetli hissediyorum. İhtiyacım olduğunda bana destek olması, üzüntümü paylaşması çok güzeldi. Onunla tanıştıktan sonra amacım artık kendimden önce onu mutlu edebilmekti. Bunun için yaşıyordum diyebilirim. Keşke bu duygularımı daha net bir şekilde anlatabilsem. Yine de hayat her şeye rağmen yaşamaya değer. Tüm acılar ve sıkıntıların yanında, yaşanabilecek o kadar çok güzel şey var ki. Her şeyin başı insanın kendisinde bence. Kaderin bize attığı tokatlara rağmen tekrar ayağa kalkıp yola devam etmek, gücünü toplayıp baştan başlamak, istediği her şeyi başarmak tamamen insanın elinde. Bazen kendimi o kadar kötü hissediyorum ki bunların hiçbirini yapamıyorum. İşte o zaman diyorum keşke yanımda olsaydın, bana güç verseydin. O yanımda olamasa bile içimdeki sevgisi birçok sıkıntımı çözmeye yetiyordu aslında. Onu sevmek, uzaktan ya da yakından, her haliyle muhteşemdi. Çünkü O muhteşemdi.

2 yorum:

tospaa dedi ki...

bloğunu farkedeli çok olmadı.dün işten çıkmadan 15dk önce okumaya başlayıp senin yüzünden çıkış saatimi kaçırdım :-)anlatımın tüm yorumcuların dediği gibi çok sade,çok durağan.bazen sıkıcı olabiliyor.ama yinede bir solukta okumamı etkilemedi bu durum :-)
ilk okumaya başladığımda Duygu Asena' nın Paramparça adlı kitabı geldi aklıma (izmitte okumuştum kitabi.enteresan bi tesadüf :-) ).ve bana kitabı tavsiye eden arkadaşımla uzun tartışmalara girdiğimizi hatırlıyorum.bir erkeğin başka bir erkeği böyle sevmesinin imkansız olduğunu savunmuştu.bense hala ve hala diorum ki ne bir bayan bir erkeği nede bir erkek bir bayanı bu denli saf duygularla sevmesi imkansız.inanamadım böyle bir sevgi olabileceğine.çok hoşuma gitti bi yandanda.neyse işte seni okuyunca bunlar geldi aklıma.işiniz zor.ama umarım istediğiniz herşeyi istediğiniz gibi yaşayabilirsiniz.

gluetooth dedi ki...

Evet, yazılarımı tamamen içimden geldiği gibi yazıyorum. O anki ruh halime göre değişiyor yazılarımın içerikleri ya da duygularımı anlatış biçimim. Bazen çok sıkıldığım anlarda yazıyorum, bazen çok üzgünken, bazen de çok mutluyken. O yüzden her bölümden aynı tadı alamaman çok normal. Duygu Asena'nın bahsettiğin kitabını okumadım. Ama edinmeye çalışacağım. İyi dileklerin ve yazılarımı okuduğun için teşekkür ederim.